15 Ekim 2014 Çarşamba

Alice Harikalar Diyarında - YHS Sitesi Şenpolat Röportaj-2005 Yılı

Alice: Tüm canların tek Avukatı, yasam hakkına saygı savunucusu Sevgili Ahmet Kemal Şenpolat’la beraberiz. Kendisine soracağımız çok soru var, cevapları da öyle kısadan verilecek mevzular değil hani!
Av.Şenpolat: Sevgiler, tüm yaşam hakkına saygı sitesine selamlar
Alice: Hatalar zinciri sanki evcil hayvan ithalatında yaptırım gücü olan bir düzenleme olmamasından kaynaklanıyor. Evcil hayvanların kaçak yollardan gelmesi nasıl engellenebilir? Yasal olarak yurtdışından evcil hayvan gelişi, en az ne kadar zaman durdurulsa mevcut olan popülasyonu kontrol altına alabiliriz?
Av.Şenpolat: Öncelikle mesaiye bağlı devlet memurluğu anlayışının değişmesi gerekiyor… Nasıl olacak bu? Eğitimle mi?
Ben artık bunun eğitimle olacağına inanmıyorum.. çünkü eğitim denilince aklımıza klasik lise üniversite diplomaları geliyor.. halbuki merhametin diploması yok…
Gümrüklerde görevli olan insanlara, memurlara, onların müdürlerine, gümrük müsteşarlığına, polislere, savcılara, hakimlere oralardan doğrudan ya da dolaylı olarak sorumlu olan herkese ulaşmamız gerekiyor. Bu belki bir fotoğrafla olur, belki bir video görüntüsü ile, belki bir barınak ziyareti ile, belki yavrusundan uzaklaştırılmış bir anne hayvanın demir kafesler arkasında yaşamaya mahkum ettirilmiş görüntüsü ile. Bir şekilde bu insanlara ulaşıp onların o UNUTULMUŞ merhamet duygusunu ruhlarında bulup tekrar ortaya çıkarmalıyız. Aksi takdirde değil onların bir çok insanın bile bilemediği bir dram kapalı kapılar ardında yaşanmaya devam edecek. Yasal mevzuatı değiştirmenin bile ben yeterli olduğunu inanmıyorum. Durumun vehametini öngöremediğiniz sürece bu gümrük kapılarından daha çok zavallı masumlar geçecek, sonları kim bilir hangi Nazi kampından beter barınaklarda ya da bir belediye görevlisinin tüfeğinin ya da zehirli yemeğinin ucunda bitecektir..
Yazmak da yeterli değil. Açıkçası ben de yıllar önce bu olayın bu kadar derin bir yara olduğunu bilmiyordum. Görevim bu yaşanan dramı artık gözler önüne sermek ve ilgisiz yetkililere bir şekilde ulaşıp onlara yetki ve görevlerini hatırlatmak!· Konunun dram boyutunu, yürekleri sızlatan görüntülerini görünce onlar da sanırım elindeki bu yetkiyi kullanacaklardır artık.
Dünyanın bir çok gelişmiş ülkesine ( hatta KKTC’ye ) bile elinizde torbalarda, kafeslerde, bavullarda istediğiniz hayvanla giremezsiniz. Bizde bu iş maalesef ticarete dönüşmüş.
Hayvan popülasyonunu kontrol alamadığımız sürece ne bakımevleri, ne zehirlemeler, ne itlarflar sona erecektir. Bu iş bu kadar basit. Musluk ana vanadan kapatılması gerek. Tavandan su akıyor biz hep beraber yeri silmeye çalışıyoruz.

Alice :  Petshoplarla ilgili olan yasal düzenleme neden uygulanmıyor? Her Petshopun en az bir veteriner bulundurması gerekirken nedense böyle örnekler göremiyoruz(!)Aksine çok kotu koşullarda satın alınmayı bekleyen aç susuz ve çoğunlukla gençlik hastalığına yakalanmış köpekler ve fivli kediler karşımıza çıkıyor. Petshoplarda satın alınmayı bekleyen evcil hayvanların yaşam hakkını nasıl koruyacağız?
Av.Şenpolat: Çok basit. Yetkililer ilgisiz, ilgililer de bilgisiz! Yasa var uygulama yok, denetim yok. Mülkiyet esasından haklar esasına bir türlü geçemiyoruz.
Onlar mal diye bakıyor biz “Can” diye bakıyoruz.
Sanki birkaç· hayvanseverin çenesi kapansın diye sanki yasalar ve yönetmelikler çıkarılmış. İşlerine geldi mi istedikleri katliam veren yasaları uyguluyorlar, işlerine gelmediği için ya da çok sıradan ve rutin iş olduğu için denetim ile ilgili hükümleri çalıştırmıyorlar. Tarım il müdürlüklerine ben bizzat gidip konuşuyorum, dilekçe veriyorum. Önce anlayışla karşılıyorlar, sonra uygulama yok.. çünkü mesai 17:00’de bittiği için servise yetişmesi lazım.. ya da imzalanıp, damgalanıp, mühürlenecek bir ton evrak var masa üstünde.. onların yapılması lazım… zaman yok, eleman yok diyorlar.. yani orada o hayvancıklar bir şekilde gününün 37 saate çıkmasını bekliyorlar ki fırsat kendilerine gelsin..
Onlar ellerindeki yetkiyi gereği gibi kullanmayınca da malum vetler de istedikleri gibi cirit atıyorlar, diplomalarını kiralıyorlar. Bırakın Vet. denetimini bu giren hayvanların çoğu menşei şahadetnamesiz, faturasız, KDV’si ödenmemiş, aşıları yapılmamış, anacağından 3 ay geçmeden para hırsı uğruna sütten kesilmiş. Buna gözlerini kapamak vicdansızlıktır, merhametsizliktir, doğaya ve tanrıya saygısızlıktır.
Onların derdi hayvanların azalması, bizim derdimiz insan olan insanların çoğalması!
Alice:  Evcil hayvanlar hediye listesinde olmalı mı? Çocuk heveslendi diye alınan petler ya otobanlarda, bakımevlerinde ya da çöp kutularında sonlanıyor. İnsanların sahip oldukları hayvanları bu şekilde fırlatıp atmalarını nasıl önleyebiliriz? 
Av.Şenpolat: Keşke ben olmamalı desem de herkes bunu peygamber sözü gibi dinlese. insanlar değil hayvanları , arabalarını , telefonlarını , evlerini, atlarını , yatlarını ve katlarını bile bu moda akıma göre belirliyorlar.. tamamıyla tüketim ve marka toplumu olmanın getirmiş odluğu sıkıntıyı hayvanlar da çekiyor. O dönem St. Bernard moda ise hemen gidip parayla satın alıyor, 40-50 derece sıcakta onu kulübede beslemeye kalkıyor. Tüm okullarda hayat bilgisi dersi var. Daha küçükken bu çocukları okullar barınaklara götürmeleri gerekiyor. Hatta önce petshoplara sonra barınaklara, her dönem en az bir kere. İşte bundan iyi eğitim olmaz. Orada yaşanan dramı gördükten sonra kimse petshop trafiğini bu şekliyle hareketlendirmeyecektir. Durumdan öğretmenlerimizin haberi bile yok, olsa da bu barınakları hayvanat bahçesi sanıyorlar. Halbuki barınaklar eğlence yeri değil, orası öksüzler ve yetimler yurdu. Hepsi annesinden ayrılmış, ayrılmaya zorlanmış, sakat hasta hayvanlar. Hepsi bizim suçumuzun cezasını çekiyorlar.

Alice:  Diğer bir mevzuda apartmanda hayvan beslenmesi... ve sanırım en çok karşılaştığınız bir dava biçimi olsa gerek diye düşünüyorum. Yaşam Hakkına Saygı Web sitemizde bulunan Donkişot köşenizde yasaları ve yönetmelikleri çok açık bir biçimde bize sunuyorsunuz· ama belki okumamış olanlar vardır diye ben yeniden sormak istiyorum. Apartmanda evcil hayvan beslemenin yasal prosedürünü bir kez daha anlatır mısınız?

Av.Şenpolat: Öncelikle şunu söyleyeyim, ihtarname ile ihbarname ile apartmanda alınan genel kurul kararı ile, polis ile zabıta ile hayvanın evinizden tahliyesi mümkün değildir. Tüm hayvan besleyenler ya da hayvan korumacıları diyelim, toplum içinde kendilerini masum ve mazlum gördükleri için seslerini çıkaramıyorlar. Bu tipten teknik laflar duyunca korkup siniyorlar ve hayvanlarından uzaklaştırılabileceklerini düşünüyorlar. Halbuki tahliye ancak mahkeme kararı ile hatta bunun yargıtaydan geçip kesinleşmesi ile mümkündür.
Öncelikle şuna dikkat edilsin eğer yaşadığınız yer toplu yaşam alanı ise (Apartman, Site) buranın bir genel yönetim planı vardır. Öncelikle buna baksınlar. (Bu tapudadır. Oraya gidip bakacaksınız.) Eğer burada yasak yoksa işiniz kolay. Ama yasak yok diye de evinde 20-30 kedi köpek besleyenlere de mahkeme müsamaha göstermez. Çünkü kat mülkiyeti kanunu bunu yasaklar. Yani Mozart çok güzeldir diye sesini sonuna kadar açamazsınız. Kullandığınız özgürlük diğer insanların özgürlük alanlarına müdahale etmemelidir. Hijyen, koku ve sağlık kurallarına riayet objektif kıstaslara göre belli olur.
Öte yandan böyle bir yasak var diye de tahliye yine garanti değildir. Bununla ilgili birçok Yargıtay ve mahkeme kararını yaşam hakkına saygı.com sitesinde yayınlıyorum zaten. Bu durumda iyi bir avukatınız olmasında fayda var, taktiksel hukuki hareketler yapılmasında size yol gösterir.
Kaldı ki 5199 sayılı hayvanları koruma kanunu, yönetmelik, uluslararası sözleşmeler, doktrin hayvanlarımızın yanında. Ancak bunu mahkemede iyi anlatabilmek lazım. Çünkü mahkemeler de açıkçası konuya tam hakim değil. Onları doğru bir şekilde yönlendirmek lazım.
Bana kalsa ben Türkiye’de doğanın hakları için· uzmanlaşmış tarafsız bir DOĞA HAKLARI MAHKEMESİ. Buna programımızın süresi elvermez. kurarım da.. Neyse bu çok daha uzun konu…
Alice: Bakımevleri mevzusuna değinmek istiyorum. Barınaklar yeni isimleriyle Bakım Evleri gerçek anlamda işlevini yerine getirebiliyor mu? Yasada Belediyelerle ilgili nasıl bir sorumluluk çerçevesi belirlenmiş? Kim Belediyeleri denetliyor aksi takdirde yaptırım gücü olan bir uygulama var mı?
Av.Şenpolat: 5199 sayılı HAYVANLARI SAKIN KORU-MA yasası ile getirilen “Barınak” kavramı maalesef kendi ihtiyaçlarının üzerinde hayvan istihdam etmektedir.· belediyelerin en son para harcamak istedikleri işkence merkezleri haline gelmiştir. Birçok belediye barınak için ayrılan fonu barınaklara harcamıyor. Barınaklar tüm yerel yönetimlerce hayvanların hapis edildiği, yaşamaya mahkûm edildiği yerler olarak algılanmış ve oraya gerekli maddi yardımın aktarılmaması ve gönüllülerle işbirliğinin reddedilmesi sonucunda maalesef Nazi kampından beter, hayvanların yemek ve su bulamadıkları için birbirlerini bile yedikleri soykırım merkezleri haline dönüşmüştür.
Türkiye’de birkaç iyi örnek dışında binlerce barınağın· durumu çok vahimdir, resmi ölüm kampıdır, katliam merkezidir. Gönüllü çalışmak isteyen kişiler bu barınaklardan uzaklaştırılmaktadır. Yerel yönetimlerle İşbirliği yolu tüm genelgelere, bakan imzasına ve talebine rağmen kapalıdır.
Burada çok kısıtlı alanda birbirlerinin üzerine çıkan hayvanların değil ilacı, veteriner hizmetleri yemeği suyu bile düzenli gelmemektedir. Orada binlerce can nefes almakta, hayata tutunmaya bile zorlanırken gözlerin kapatılması tamamen merhametsizliktir. ERDEK ‘te yaşanan barınakla ilgili sorunlar savcılıklara intikal ettirilmesine rağmen bugüne kadar hala ilgisiz yetkililer hakkında bir yaptırıma dahi dönüşmemiştir. Merhametsizliğin, duyarsızlığın en büyük örneği barınaklarda yaşanmaktadır.
Oysa bir an önce kısa vade de ıslah için maddi kaynak aktarılmalı buraları barınaktan bakımevi rehabilitasyon merkezlerine çevrilmeli, gönüllü çalışmak isteyen dernekler, vakıflar kişiler rahatça buralara girmeli, denetim yapmalı idari personelle, yasadaki il hayvan kurulu ile işbirliği içinde çalışmalarına izin verilmelidir.
Oysa bir an önce kısa vade de ıslah için maddi kaynak aktarılmalı buraları barınaktan bakımevi rehabilitasyon merkezlerine çevrilmeli, gönüllü çalışmak isteyen dernekler, vakıflar kişiler rahatça buralara girmeli, denetim yapmalı idari personelle, yasadaki il hayvan kurulu ile işbirliği içinde çalışmalarına izin verilmelidir. Uzun vadede (önümüzdeki beş on yıl içinde) ise barınak kavramı tamamen hayatımızdan kesinlikle kaldırılmalı barınak bakımevi fonksiyonunu almalıdır. Yani muhtaç, sakat, sokakta barınamayacak ya da rehabileteye muhtaç hayvanların yerin olmalıdır. Kısırlaştır-Aşılat-aldığın yere bırak da ben açıkçası ısrarcıyım.
Yerel yöneticiler kaldırım taşını değiştirmeyi , barınaklarda yaşanan drama son vermeye tercih etmektedirler.. Barınaklar bir hayvanat bahçesi değil kimsesizler, öksüzler ve yetimler yurdu gibidir. Yetkililer hala “önce insan” zihniyeti ile kasabalarını kurtarma peşindedir.
Belediyeler aslında İç işleri bakanlığının denetimi altında, ama konu “it –kedi-köpek-eşek” olunca denetlenmese de olur bakış açısı hakim. Eminim oradaki görevliler bile yaşanan dramı bilmiyorlar. Çünkü bunu medyamız da bir şekilde dile getirmek istemiyor.. Görüntüleri herkes biliyor ama gözünü kapıyor. Çünkü vicdan nasıl başka türlü rahatlayacak.. yasa ve genelgeler lafta kalmış durumda. Yasadan önce tasa gerekiyor. Yasa ile düzeltebilseydik o zaman dünyanın en iyi yasalarını alır toplumu refaha da eriştirirdik. Bu durumda bizim bir şekilde toplumu bilinçlendirip onlara ulaşmamız gerekiyor.
Unutmayın bu toplum Sivas’ta 37 insanın cayır cayır yanmasına gözlerini kapayan belediye başkanını önce açığa aldı. …sonra kapalıya oradan da numaralıya!
Alice: Özelbloğunuzda, BU DÜNYADA BİR İNSAN OLABİLİRSİN AMA "BİRİSİ" İÇİN BİR DÜNYA OLABİLİRSİN yazıyor. Belki de tekbir satır birçok şeyi anlatıyor. Birçok meslektaşınızın aksine hayvanlarla ilgili yasal davalara baş koyarak, yasam hakkını savunduğunuz canlar için çok büyük bir DÜNYA olduğunuzu düşünüyorum.
İyi ki Varsınız!
10/7/2005

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder