O çok sevdiğimiz
Flipper’lar için hayatlarını kabus etmek bizlere nasip oldu yine. Çocukluğumuz
onun filmlerini izleyerek geçti. Sonra büyüdük ve gördük ki biz onları
sevgimizle öldürüyoruz. Okyanuslar yerine küçücük havuzlara tıkıyoruz, hasta
insanları iyileştiriyor diye insanlara umut tacirliği yapıyoruz. Denizlerden
avlanıp onlar için küçücük, mini minicik gürültülü, klorlu sulara hapsediyoruz
ve üzerinden yüzbinlerce dolarlar kazandırıyoruz.
Avrupa ülkelerinin çoğunda yasaklanan yunus parkları
ülkemizde hiçbir kontrole, hiçbir bilimsel ahlaka sığmadan pırtlak gibi
yerden bitiyor. Ufacık bir havuz inşaat eden, nerden getirildiği belli olmayan,
büyük olasılıkla annesinden yavruyken ayrılan havuzların içi zavallı
yunuslarla dolduruluyor. Doğalarında olmayan hareketleri yapmaya zorlanıyorlar.
Denizlerde iken halklardan geçmeyen, açlık uğruna toplarla oynamayan zavallı
dostlarımız biz insanlar öyle istiyor diye her türlü şaklabanlığı yapıyorlar.
Ne tarım bakanlığı ne de çevre bakanlığı yetkilileri
bu işe dur diyemiyorlar. Yetki kargaşasından kurnaz işadamı faydalanıyor.
Ülkemde 13.’sü de açılan bu yunus parklarının maddi getirisi büyük olmasına
rağmen hayvanlara yapılan eziyet nedeniyle ülkeme gelecek turistler
yurtdışından tur iptallerine neden oluyor. Ülkem protesto ediliyor. Turizm
bakanlığım susuyor. Çünkü herkes onların dillerinin olmamasına dertlerini
anlatamamasına acıyor! acıyor! acıyor!
Yüzlerindeki o masum gülüş onlar için sevgimizle
öldürdüğümüz hapishanelere dönüşüyor. Artık açılmasın diyoruz bu havuzlar..
Çünkü bir kere açıldı mı artık durdurmak o kadar zor
oluyor ki, dağ başına bile önüne gelen yabancı yatırımcı denizden yunus getirip
para kazanıyor.
Sevgili Flipper biz seni açlıkla talim etmek
için sevmedik. Senin adına ilgisiz yetkililere sesleniyorum lütfen durduralım
şu eğlence denilen sirk soytarılığını.
Onları doğal yaşam ortamlarına yakışıyor. Ne oldu
benim ülkemin merhametine?


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder