11 Eylül 2014 Perşembe

(*) Hayvanat Bahçelerine De Hayır !

Neymiş, sevgiyi çocuklar orada tadacakmış? Televizyonlarda gördükleri hayvanlar ayaklarına kadar gelip fiziki görünümleri ile onlara hizmet edeceklermiş.
Afrika ‘da yaşayan bir fil, çita ya da  aslan; ormanlarda yaşayan bir boz ayı, güney kutbuna yaşayan bir penguen, ağaçlarda daldan dala zıplayan mutlu bir maymun kafes içine tıkılıp, küçücük alanlara tıkılınca belediyenin hızmeti gidecekmiş vatandaş ayağına.
Geç kardeşim geç!
Dünyanın her tarafında hayvanat bahçeleri arkalarında sponsor olmasına rağmen zarar eden kurumlardır. Buradan kimse kar zaten beklemesin. Adı ben de saklı kalsın dünyada şu ana kadar gördüğüm zaten bir ya da iki tane hayvanat bahçesi var  tam anlamıyla eko sistemin sağlandığı , hayvanların kafesler arkasında olmadığı ve özgürce insanlarla beraber dolaştığı ..geri kalanların hepsi Avrupa’da da olsa Amerika’da da olsa petshoplardan  farkı yok.
Sevgileri tutsak edip, kafes arkasından çocuklara bu hayvanları izletmek ne derece doğru?  Yaşamaya mahkum etmekten  ne farkı var bu yatırımların.
Japonya’da “cehennem” adı verdikleri bir alanda koskoca filin küçücük alanda sıkışmasını insanlara göstermek, Amsterdam’daki hayvanat bahçesinde  Afrika’dan Hollanda’nın soğuk iklimine getirilmiş zavallı koca gorilin kafes arkasındaki çaresizliğini, Paris’teki şempanzelerin camekan arkasındaki hüzünleri ya da Vancouver’daki deniz memelilerin şaklabanlık adına aquarium adı verilen yerlerde tutulmaları inanılır gibi değildi.
Ya bizdekiler? Yıllardan beri Ankara’daki Atatürk Orman Çiftliği, Atatürk’ün mirasına aykırı olarak giderek imar kirliliği ile küçülüyor, üstüne üstlük hayvanlar hala eziyet içinde kafesler ardında tutuluyor.  Ya İzmir’de Pak Bahadur adlı fil 55 yıl beton zeminde çektiği ile kaldı ve ancak ölerek kurtuldu bu eziyetten. Yeni yapılan İzmir Sasalı hayvanat bahçesi ise öncekine göre büyük ancak bir aslana, bir pumaya, bir kaplana, bir zebraya göre çok küçük. Hem saatte 50km koşabilir diye kapısına açıklama yapıyorlar bu hayvanların, hem de kendi doğal türlerine aykırı şekilde daracık ortamlarda tutuyorlar. Kocaman aslana göre küçük, size göre büyük ortam onlara hiç yeter mi?
Maraş'ı, Konya'yı ve Gelibolu civarında benzin istasyonlarına müşteri daha fazla gelsin diye hapsedilen özel hayvanat bahçelerini anlatmak bile istemiyorum.
Ya Samsun’da deniz kenarında tutulan kaplan ve boz ayılar... bir zevk uğruna hapsetmek için değer mi? Hem de deniz kenarında rüzgara karşı bir hayvanat bahçesi .. Ölecek bunlar dememe kalmadan zavallılar ana yurtlarından binlerce km uzakta öldüler... Aslandan kaplandan anlayan veteriner var mı da istihdam ediyorsun?  Kaçkarlarda yaşasa olmuyor mu o zavallı ayıcıklar? Sinirden kafes içinde çıldırmışlar oradan oraya koşturuyorlar... ya Tarsus? Canım Tarsus..ben o kaplanları küçücük ,daracık kafeslerde 45 derece sıcak altında gördükten sonra gider miyim sanki bir daha ? O tarihi kente yakışıyor mu? Yıllardır yazışıyoruz Tarsus’la kapattıramıyoruz ..daha büyük alana geçmeyi bize teklif ediyorlar..kabul eder miyiz hiç ? Biz standartları tartışmıyoruz ki?
Arada sırada televizyonlarda Çin'de gördüğünüz pandaların büyük bir özenle yetiştirildiğini bakıldığını görüyorsunuz? Neden? Çünkü Amerika'daki hayvanat bahçeleri bu sevimli ve iki yılda bir zar zor ancak bir tane doğuran ayıcıklar için milyon dolarlar ödüyorlar. Yani sevgi mevgi palavra... Hepsi para! Para için, onların tutsaklığı için bu kadar emek ve enerji.
En büyük felaket ise maalesef Ankara’nın başına gelebilecek gözüküyor...seçim taahhüdü  olarak maalesef başbakan’dan bile en büyük hayvanat bahçesi yapılma lafları çıktı..
Daha sokaktaki kediye köpeğe, bakımevlerindeki zavallılara bakamayan bir belediye nasıl olacak da kartala,  maymuna, zürafaya bakacak?  Daha sokakta trafik kazası geçiren hayvana ambulans ve veterinerlik hizmeti veremeyen bir belediye nasıl olacak da bir penguene, büyük kaplumbağaya, timsaha, gergedana hizmet verecek?
Bilmiyorsunuz canım kardeşim bu işi.. bilmiyorsunuz.. Bütçeniz olsa bile bilgi birikiminiz yok.. donanımınız yok.. getirmeyin artık şu hayvanları Asya’dan Afrika’dan buralara..
Hapsetmeyin sevgiyi demir kafesler ardına.. Gerekiyorsa kısa yaşasınlar ama özgür yaşasınlar annelerinin yanında, doğal ortamlarında. Yazık paramıza.
Önce insanlar dururken neden bu yatırım buradaki hayvanlara? Ha söyler misiniz bana ..insanlar açken, işsizlik varken, çocuklar hastanelerde ölürken, neden hayvanat bahçelerine yatırım yaparsınız ?
Al sana kapı gibi klişe slogan ..senin devamlı bana karşı kullandığın cümlen. Hadi al kalemi savun bakayım kendini!
Av.Ahmet Kemal Şenpolat
HAYTAP Yönetim Kurulu Başkanı

(*) SAY “NO” TO ZOOS , AS WELL !


So they say kids will find love there. The animals which they see on TV will come to their neighborhood and serve kids by presenting themselves physically.
And they say when an elephant, a cheetah or a lion whose home is Africa; a bear who lives in the forests; a penguin living in the South Pole; a monkey who is happy jumping over the trees are dumped into a cage, into tiny little holes – the municipality will have fulfilled its responsibilities towards the residents.
Get over it, my friend!
Everywhere on earth, zoos are enterprises that lose money despite having sponsorships. Nobody can expect making profits out of them. Up to now, I have seen only one or two zoos in the world at which an eco-system can totally be provided; animals are not imprisoned and can wander with people. The rest of them – let it be in Europe or America – does not differ from pet shops.
Is it right to captivate love and make children watch these animals behind the cages? In what way do these investments really differ from condemning to living?
It was hard to believe that a giant elephant was squashed into a tiny area which was called “the hell” in Japan. What about the despair of a giant gorilla brought from Africa to the Amsterdam Zoo, to the cold climate of Holland? The sorrow of the chimpanzees behind the showcases in Paris; the sea mammals kept in places called “aquariums” in Vancouver...
They were all hard to believe.
How about the ones in our country? Atatürk Forest Farm in Ankara has become smaller with every construction – contrary to Atatürk’s inheritance. Moreover, animals there are still tortured in cages. The poor elephant named Pak Bahadur in İzmir had lived on concrete ground for 55 years and could escape by dying at last. İzmir Sasalı Zoo which has recently been built is larger than the previous one; however, it’s still small for a lion, a puma, a zebra, a tiger. They put explanations on their doors stating that they can run up to 50 km per hour, but keep them in tiny areas in a way against their nature.
I don’t want to even talk about Maraş and Konya and the private zoos in the oil stations around Gelibolu to attract more customers…
Is it worth to keep the tigers and the bears at seaside for fun? A zoo against the wind… and they died thousands of miles away from their motherland… What about the poor tigers in tiny little cages under Tarsus’ 45 C sun? It clashes against that historical city’s spirit. For years, we have been writing each other with Tarsus; we cannot shut them down. They offer to move a larger area, but we don’t accept. We don’t discuss standards here!
Sometimes you can see pandas in China that are treated with caution, why is that? Because American zoos pay millions of dollars for these cute animals who can give birth to only one panda in 2 years time. Thus, love is a tall story. Everything is for money. That labor and energy are spent all for money, for captivating them.
Unfortunately, it seems that the worst will happen to Ankara…Even the Prime Minister promised for the largest zoo of the country as a part of the election campaign.
How come a municipality that is incapable of looking after the dogs and cats on the streets, the poor animals in the shelters will look after a monkey, an eagle or a giraffe? How will it render veterinary service to a penguin or a crocodile while it is unable to render it to an animal that had a traffic accident?
You don’t know my friend, you don’t know this business. Say you have budget. You don’t have experience, you don’t have any knowledge. Do not bring these animals from Asia and Africa to here anymore.
Do not captivate love behind the iron cages. Let them live free, by their mothers. No matter they live shorter, they will be free in their habitats.
And tell me this. Why that much investment on animals instead of spending that money for people – as there are many hungry and unemployed people, children dying at the hospitals? Now… this is your cliché slogan that you always use against us. Come on, take your pen and defend yourself!
Av.Ahmet Kemal Şenpolat
Attorney at Law
PRESIDENT OF HAYTAP



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder