Sevgili Dost ,
Bu mektubu kaleme aldığımda yıllardan 2012, aylardan
ise kasım.
Eğerki bu mektubu okuyorsan, mücadele heyecanınız hala
devam ediyor ki, bu yıllardan taaa o taraflara bakınca bu gerçekten göz
yaşartıcı bir duygu.
Bu mektubu okuyorsan eğer, hayvan hakları tarihimize
bakıp HAYTAP olarak ne faydalarımız oldu, kaç hayvana elimiz değdi, ne
öğrendik, ne kaybettik, ne hatalar yaptık, HAYTAP niye kuruldu diye soruyorsun
ve daha iyisini yapmak için kurcalıyorsun diye düşünüyorum.
Büyük olasılıkla bu örgütlenme ve kurumsallaşmanın
temellerini atan bizleri büyük olasılıkla 2054 yılında yanında
bulamayacağından, buralardaki satır aralarında neler olduğunu 2000li yılların
başında neler planladığımızı merak ettiğindendir.
Yani senden 40 yıl önceki insanlar neler düşünüyordu,
neyin mücadelesi peşindeydi, sizlere ne miraslar bıraktı diye kurcalıyor
olduğundan bu satırları bir yerlerden bulup okuduğunu tahmin ediyorum.
Aslında çok ama çok şey var anlatacak.
Tek başına bu mektup yaşadığımız bu yılları tarif
etmek için kesinlikle yeterli değil. Bunun için çok geniş kapsamlı arşiv
taraması, basını inceleme, cımbızlanan röportajların bir kısmını değil de
tamamını bulup okuma, yanlış insanları ayıklayabilme, eski televizyon kayıtlarının
tamamını bulup izlemeni hararetle tavsiye ederim. Tek taraflı okuyacağın
yazılar büyük olasılıkla seni yanlış kanıya varmana, dolayısıyla ondan sonraki
40 yılı planlamanda da hataya sevk edebilir. Onun için olabildiğince sana
bugünün teknoloji olanakları ile büyük oranda belge, bilgi, birikim, kaynak,
delil ve çalışma bırakıyoruz.
Büyük olasılıkla elinde şu anda bugünkünden daha iyi
bir örgütlü oluşumu tuttuğuna inanıyorum. Hatta kıyıda köşede birikmiş üç
beş kuruş, başını sokabileceğin bir çatı, hayvanlara yardım ulaştırabilecek
araçlar, banka hesapları, onlarca halkla ilişkiler çalışması, filmler, sana
gelir sağlayan Haytap Shop ve en önemlisi kalbi ile hareket etmeyip beyni
ile hareket eden profesyonel çalışan ekiplerin olduğunu bugünden görebiliyorum.
Bu virgüller ile birbirinden ayrılmış edinimlerin
her birisi aslında o kadar zor elde edildi ki ne kadar anlatırsam
anlatayım tahmin bile edemezsin. Bunların elde edilmesi için nice
arkadaşımız özel hayatından feragat etti. Nicesi paralarını, ruhunu harcadı,
beş para etmez adamlarla zaman harcadı, psikolojik dayanıklılık testini
geçmek zorunda kaldı. Bugünleri yaşamayan birilerine bunları anlatmak çok zor,
belki de sizler için tarihte bir turistik gezi gibi...
Şimdiden bunu da kestirebiliyorum.
Ama biliyorum ki, yaptığımız tüm bu mücadeleye rağmen
sahipsiz hayvanları mahallelerimizde barındıramadık, buna gücümüz
yetmedi. Siz o günlere yetişemediniz. Sokakta bizle yaşayan hayvanlar vardı
biliyor musun? Onları görmeniz için çok mücadele verdik ama olmadı. Olamadı.
Hayvanlar için çok istememize rağmen elle tutulur
ciddi yasalar çıkartamadık çünkü toplumun içinde yaşadığı terör, işsizlik,
gasp, tecavüz, kadına karşı şiddetin yanında hayvanlara bir türlü sıra
gelemedi. Bırak yasayı hayvanların hala kumar için koşturulduğunu şimdiden
tahmin ediyorum. Birçok hayvansever (!) kesime, kedi köpek dışındaki
dünyayı 2000li yıllarda anlatamadık. Mezbahalarda kimyasal yollarla büyütülmüş,
doğurtulmuş hayvanların çoğaldığını kanser türü hastalıkların sizin döneminizde
daha da arttığını tahmin etmek zor değil.
İkna edemedik.
Kedi ve köpekler süs hayvanı olma yolunda büyük bir
hızla ilerlemiş olmalı. Sokak hayvanları kalmayınca petshopçuluğun
körüklendiğini de tahmin ediyorum. Çünkü vatandaş ve belediye el eleverip
sokaktaki garibanları onları yok etmek için türlü hileye yalana başvurunca
talebi karşılamak için cins hayvanlarla dolu bir dünyada uyandığınızı da tahmin
ediyorum. Onları da tüm mücadeleye rağmen engelleyemedik.
Ama şunu bilki elimizden geleni bu bütçeyle, bu
insanlarla maksimum düzeyde mücadelesini yaptık.
İnan buna.
Hatalar da yapmış olabiliriz fakat alçak kapitalist
sistem, insan nüfusunun hızlı çoğalması, plansız kentleşme, zübükzade siyasiler,
pembe haberler vermekten hoşlanan ko-medya doğanın ve hayvanların
sömürülmesinde bizim gücümüzün çok çok üstüne çıktı.
Evet, mücadeleye eşit koşullarda başlamadık. Ama tüm
bunlara rağmen dünyanın tekerine tam bu dönemlerde çomak sokmaya
başladık. Çoğu kişiyi rahatsız ettik. Çoğu belediye başkanı,
bürokrat bizi sevmedi, çoğuyla davalık olduk. Nerdeyse davalarımızın tamamını
kazandık.
Sesi çok çıkanların değil, düşünceleri ses getirenler
olmaya işte tam bu dönemde başladık.
Milad olduk.
Elde ettiğimiz ve size miras olarak bıraktığımız bu
mücadele ruhu ve kazanılan tecrübeler sizlere daha da büyük şevk vermeli. Çünkü
sizin elinizde dün bizim elimizde olanlardan çok daha fazlası var. Keşke bize
de 2000li yılların başında böyle bir birikim bırakılmış olsaydı da biz her şeye
sıfırdan başlamamış olsaydık. O tecrübelerden, maddi birikimlerden, bilge
insanlardan faydalanabilseydik.
Ekosistemin, egosistemlerimizden üstün gelmesi
gerektiğini keşke daha iyi anlatabilseydik.
Şu halimizle bile inanmayacaksın ama binlerce hayvana
elimiz değdi. Yüzbinlercesinin hayatını ise gözümüz görmediği elimiz değmediği
halde kurtardık. Bizim zamanımızda yunusların hapsedildiği havuzlar, aslanların
ateş çemberinden atladığı sirk denilen işkence merkezleri, özel ve kamu
mülkiyetinde demir parmaklılar arasında tutulan ayılar ve bunun doğru olduğuna
inanan hayvanseverler vardı biliyor musun? En azından sen bunlarla
uğraşmayacaksın. Bu kadarcık basit birşey için bile, demir kafeste can olmasın
diye bile çok uzun mücadeleler verdik.
Çünkü ateşi ve ihaneti gördük...!
Toplumda bilincin oluşması çok büyük zaman alıyor. Biz
bu işe başladığımızda kedi ve köpekleri öldürmeyelim ile kürk gerçeğinden başka
ciddi düzeyde bir tepki yoktu dersem inanır mısınız?
Sizin zamanınızda bu bilinç kazanımlarının bile
devralanması her şeyden önce çok büyük bir artı olacak. 2000li yılların başında
bile hayvan hakkı denilemeyen, negatif enerjisi olan insanlardan bir
bayrağı devraldık. 2010lu yıllarda ise ne mutlu ki onların yasalarından,
onların mutfakta yaşadıkları dramlardan, hayvanat bahçelerinden, yunus
parklarından bile bahsediliyor. Televizyon programlarına çıkmak sizler için çok
olağan olabilir ama 2000li yılların başında televizyona çıkmak, gazetelerde beş
satır haber olmak başlı başına olaydı. Halbuki şu anda nerdeyse her ay büyük
kitle iletişim araçlarındayız, Anadolu’dayız, okullardayız, temsilciler
toplantıları her an her yerdeyiz.
Şu anda size olağan gelen Haytap içinde kaçıncı
temsilciler toplantısı yapıyorsunuz bilmiyorum ama bizim dönemimizde aynı STK
kendi içinde genel kurulunu bile yapamıyordu biliyor musunuz? Biz onları bile o
kadar güzel aştıkki herkes bir an önce buluşalım, bir yıl çabucak geçsin de
beraber olalım diye can atıyor. Ama bunları kazanmak için bile çok uğraşmak
gerekti. Sizin de hala başka hakların mücadelesini kazanmak için uğraştığınız
gibi.
2054 yılında hayvan haklarında bu tecrübelerden
faydalanarak HAYTAP'ın çok daha iyi yerlere geleceğini, markalaşmış, kurumsallaşmış,
profesyonel ekiplerle çalışan, geliri giderlerinden fazla olan bir federasyonun
bizdekilerden çok daha fazla iş yapacağını da öngörüyorum. Çünkü biz hep ekip
çalışmasını önde tutarak, birlikte karar alarak, takım ruhunu kalbimizde
oluşturarak bir ismi yarattık. İsim yaratılmadan, güçlü olmadan, hayvanlara
yararlı olamayacağımızı anladık. Dilenerek, yalvararak, şikayet ederek, lanet
okuyarak bir yere gelinemeyeceğini, dünyanın tekerine çomak sokulamayacağını
öğrenmek ve öğretmek bile bir zihinsel evrimdi diyebilirim. Tek tek bireysel,
mücadeleler ile biryerlere varılamayacağını görmek ancak bizim dönemimizde
anlaşıldı.
Çünkü güçsüzlere yardım edebilmek için güçlü olmak
gerektiğini öğrendik. Onun için sana sistemi oturmuş kurulu bir düzen bırakmak
için ismini o gün hatırlayamayacağın çok arkadaş emek verdi.
Sana saçma geliyor olabilir ama bunu anlatabilmek için
bile bir bilsen ne kadar çaba sarfettik, ne kadar kavga ettik, ne
kadar üşüdük, ne kadar birbirimizi kırdık bilemezsin. Ne engellerle karşılaştık
anlayamazsın.
Ateşi gördük.
Eminim sen de hala aynılarını yaşıyorsun. Sana tek
tavsiyem bunu ancak çok ciddi bir ahlaki duruş ve insanlara dürüstçe yaklaşımla
aşabileceğindir.
Artık sen arkadaşlarınla, 2054 yılından sonrasında
öyle güzel mirasla yola devam edeceksin ki, eğer gelirlerinizi doğru bir
şekilde kullanırsanız, doğru zamanda doğru insanlarla çalışırsanız, yanlış
insanları acımadan elerseniz, etrafınızda bir dostluk zinciri ve aile kurarsanız,
sizler milyonlarca hayvanın hayatında bizdekilerden daha da iyi kararlar
alabileceksiniz.
İşte tüm bugünkü mücadelemiz sizin o yıllarda daha iyi
bir altyapıya, birikime, gelirlere ulaşmanız içindir.
Hani olur da hatırlarsanız arada sırada 2012 yılındaki
bu satırları yazanı ve ekip arkadaşlarını, toprağa ya da denize karışmış tozlarında,
daha o gün kurtardığınız bir hayvancığın teşekkürünü bizlerin mezar başına
getirerek anımsayın.
Hepinizi 2012 yılından hasretle kucaklıyorum. Keşke
hepinize sarılabilmek mümkün olsa. Ama siz birbirinize bir sarılın şöyle
özgürlük dolusu. En az biz de yanınızdaymışız kadar sevinmiş oluruz.
İnanın.
Elimizden bu yokluk ve bu sıkıntılarda ancak bu kadarı
geldi ne olur daha iyisin yapamadığımız için bizleri anlayışla karşılayın.
Affedin...
Av.Ahmet Kemal ŞENPOLAT
HAYTAP Hayvan Hakları Federasyonu
Yönetim Kurulu Başkanı
7 Kasım 2012





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder