AB Mevzuatı ve Hayvanların
Uyutulması
Sayın Günel Başar,Sayın E.. C... ,
Aşağıda "ismini özellikle sakladığım" kişinin bilgileri tamamen yanlıştır. AB mevzuatında böyle bir uygulama olabilir ama Türkiye AB'ye üye olmadığı ve böyle bir uygulamayı kabul etmediği gibi aşağıda bahsedildiği gibi
Aşağıda "ismini özellikle sakladığım" kişinin bilgileri tamamen yanlıştır. AB mevzuatında böyle bir uygulama olabilir ama Türkiye AB'ye üye olmadığı ve böyle bir uygulamayı kabul etmediği gibi aşağıda bahsedildiği gibi
* 2005 yılı ve 2006 yılında ayrı ayrı çıkan Bakanlık
genelgelerine göre hele toplu olarak sokak hayvanlarını itlaf etmek
hukuken yasaklanmıştır.
* Türkiye bu ana kadar böyle bir uluslararası
anlaşmaya da imza atmamıştır.
Bugüne kadar idari makamlarca yanlış olarak uygulana
gelen ve adeta usta-kalfa-çırak silsilesi ve hiyerarşisi içinde öğrenilen ve
uygulanan toplu katliamlar hukuken sona erdirilmiştir. Fiili olarak eskiden
gelen bu alışkanlığa uygulamaya devam ettirmek ise, bu zalimliğe kılıf olamaz.
Barınakların da fonksiyonu bakımevi olarak hasta,
sakat ve yaşlı hayvanlar için çalışmasıdır. Bir ölüm kampı ya da toplama
merkezi de asla değildir. Ama fiili durum maalesef oraları da nazilerin
toplama merkezine çevirmiştir.
Mektupta bahsedilen "Dayatmacılık" konusuna gelince;
Mektupta bahsedilen "Dayatmacılık" konusuna gelince;
Burada bahsedilen durum hayvanların doğal yaşama
ortamına girip, Zekeriyaköy gibi bir zamanlar tamamıyla ormanlık bir alana
girip evleri yapmak, kooperatif alanları adı altında ve 2b istisnalarından
yararlanıp evler inşa etmek, aslında biz insanların hayvanlara ve doğaya olan
merhametsizce yaklaşımımız ve tüm hayvanları doğal ortamından uzaklaştırılması
için doğaya karşı dayatmamızdır.
Yani onları mevcut doğal ortamlarında bile
yaşamamaları için bulundukları yerlerden imar kanunlarımızı, belediyeleri
zorlayarak biz insanların yaptığı hareket aslında bir dayatmacılıktır.
"Biz geldik, artık sizin burada işiniz yok, uzaklaşın, ölün, ölmüyorsanız
biz sizi acımasızca öldürürüz" dür.
Dayatmacılık, Petshoplara, üretim çiftliklerine,
yurtdışından zevk için getirilip satılan hayvanlara karşı çıkmanın zor olduğunu
bilip, kolay yoldan hayvanlarıidari makamları da alet ederek katletmek, güç
denemesi ve mutluluğun onların olmaması üzerine kurulmasıdır.
Halbuki musluk ana vanadan kapatılırsa , (üretim çiftlikleri,
pet shoplar denetlenirse, programlı kısırlaştırma yapılırsa ) sokak hayvanı
problemi sona erecektir. Eğer öldürme ile itlaf ile sorun çözülmüş olsaydı,
Hayırsız adada, toplu İstanbul katliamlarında atalarımız başarılı olmuş
olurdu...
Birkaç kendini bilmez hayvanseÇerin ( hayvanseverin
değil ) yapmış olduğu, komşuluk hukukuna aykırı davranışları, ya da o bölgedeki
kısmi hayvan ve doğa hakları savunucularının kısmi de olsa örgütlenmelerini küçümsemek,
idari makamlarla müspet yönde işbirliği adımlarına gitmemek aslında uzun vadede
herkesin şikayet ettiği son durumu ortaya çıkarması kaçınılmazdır. Hayvanları
öldürmek gibi basit bir çözüm yerine işbirliği ve örgütlenmelere yardımcı olmak
asıldır. Yoksa bir yandan insanlara petshoplardan hayan alacak, bir
yandan bunları terkedecek, bir yandan da belediye bizim vergilerimizle
bunları soluk borularını nefessiz bırakaraak teknik deyimi ile UYUTACAK...bu
vahşi çember ve bu kabul edilebilir, insani bir çözüm değildir.
Sesleri dilleri olmayan sokak hayvanlarına mal
edilemez. Oralara terkedilmek onların suçu değildir. Son genelgeler
hayvanların kısırlaştırılıp, aşılanıp alındığı bölgedeki hayvan koruma
gönüllülerinin kontrolüne terkedilmesi yönündedir.
Anadolu’nun, AB’den en büyük farkı merhamet duygularının ve hoşgörüsünün sonsuz olmasıdır.
AB, o nedenle bizim için bu konusuyla örnek alınacak bir kurum değildir, bilakis bizden çok şey öğrenmeleri gereken, sadece kendi düşündüklerinin doğru olduğunu düşünen, hatta bu vahşi uygulamadan sadece ticari olarak para kazanılmasına izin verdiği için uygulaması doğru gözükse de aslında bu yönüyle bile dayatmacı bir kurumdur.
Lütfen ekli belgeleri dikkatli olarak inceleyiniz. Bu yazıyı ekleri ile beraber ilgili kişiye yönlendiriniz.
Av. Ahmet Kemal ŞENPOLAT
İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı
HAYTAP Hukuk Danışmanı
______________________________________________________________________
----- Original Message -----
From: Günel Başer
To: asenpolat@superonline.com
Sent: Tuesday, May 15, 2007 3:55 PM
Subject: Fw: Sokak köpekleri ile ilgili Üyelerimizden gelen e-mailler
Sayın Ahmet Kemal Şenpolat,
Bugünkü telefon görüşmemize atfen, ...beyin, kooperatifimiz kanalıyla göndermiş olduğu görüşlerini bilginize sunar, lütfedeceğiniz cevabınızı beklerim.
Saygılarımla,
Zeynep Başer
From: Günel Başer
To: asenpolat@superonline.com
Sent: Tuesday, May 15, 2007 3:55 PM
Subject: Fw: Sokak köpekleri ile ilgili Üyelerimizden gelen e-mailler
Sayın Ahmet Kemal Şenpolat,
Bugünkü telefon görüşmemize atfen, ...beyin, kooperatifimiz kanalıyla göndermiş olduğu görüşlerini bilginize sunar, lütfedeceğiniz cevabınızı beklerim.
Saygılarımla,
Zeynep Başer
________________________________________________________
----- Original Message -----
From: Zekeriyaköy Kooperatifi
To: Undisclosed-Recipient:;
Sent: Monday, May 14, 2007 6:28 PM
Subject: Sokak köpekleri ile ilgili Üyelerimizden gelen e-mailler
Sayın Nazmiye Tüfekçioğlu
Zekeriyaköy Çevre Gönüllüleri Sözcüsü
Nazmiye Hanım,
Sokak köpekleri meselesini çözmenin tek yolu, bu konuda "Hukuk" ne diyorsa onu yapmaktır. Bahsettiğim hukuk, tam üyesi olmak için ulusça gayret sarfettiğimiz AB kanun ve yönetmelikleridir. Yüzyıllar süren ve binlerce, belki de onbinlerce olaydan sonra oluşan hukuku, yani sokak köpekleriyle ilgili olarak il idaresinin, belediyelerin ve de diğer yerel yönetim birimlerinin görev ve yetkilerini düzenleyen yasaları ve yönetmelikleri yok sayarak çözüm geliştirilemez.
AB mevzuatı içinde, belediyelere, sokakta bulunan başıboş köpekleri toplayıp, belli bir süre, mesela bir hafta barınakta tutmak ve bu süre içinde sahiplenilmeyenleri "uyutmak" vazifesi verilmiştir. Yani ne kadar üzülürsek üzülelim, bu köpeklerin ebediyen uyutulmasından başka çare yoktur. Bu hayvanları aşılatıp, kısırlaştırıp, kulaklarına da küpe takıp sokaklara salmak diye ne ülkemiz ne de AB mevzuatı içinde bir hal tarzı yoktur. Benim bildiğim budur. Bilgilerim eksik veya yanlış olabilir. Öncelikle ülkemiz hukukçularından ayrıca Brüksel'deki AB Merkezinden konuyla ilgili yasal kurallar öğrenilebilir. Kurallar ne ise, hepimiz aynen uyarız.
Bu beldede yaşayan insanların ve özellikle başıboş köpeklerinin hedefi olan çocukların, sokaklarda ve parklarda özgürce oynama ve dolaşma hakkını kısıtlamamak için yukarıda arzettiğim çözüm yolunu hayata geçirmek mecburiyeti vardır. En azından yasal uygulamalara karşı çıkmamak gerekir.
Aksi davranış, kendi tercihlerimizi, başkalarına dayatmaktan başka bir şey değildir. Ne kadar insaniymiş gibi durursa dursun bu, bir zorbalıktır.
Saygılarımla,
E...C...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder